28 Haziran 2010 Pazartesi

EKSİĞİM...

Her biten aşk eksiktir aslında... Söylenecek çok şey, gidilecek çok yer, uyunacak çok gece vardır. Üstünden koca bir ömür geçse, ona ait bir şeyi eline aldığında sızlar burnunun direği. Onda kalmış parçanın yeridir aslında acıyan. İçindeki o koca boşluğa bakar durursun. Çünkü giderken, canından koparıp ona verdiğin parçanın yerine koyduğunu da alıp götürmüştür. Ve o koca boşluk, hep kanar. Her gece kanayan yerden bir pıhtı kopup kalbinin derinliklerine gömülür. Biriktikçe hicran olur. Kimi zaman o hicranı bile seversin. Çünkü sana onu hatırlatır; onun yarattığıdır; onunla birlikte nefes alır.
O, eski günlerin tanığıdır.
O kadim dost, herşeyin kanıtıdır.

5 Nisan 2010 Pazartesi

DAHA GÜN BATMADAN, AŞIK OLMADAN...


Dün...

Gurup Vakti...

Alanya...

Kale...

Sessizlik...

Ben...

22 Aralık 2009 Salı



YENİDEN BAŞLAMANIN VAKTİ GELDİ SANIRIM. MERHABA!

4 Eylül 2009 Cuma

Kendimi terketmek istiyorum

27 Ağustos 2009 Perşembe

KOLTUĞUN KADERİ

Dün gittim evimi tuttum! Cumartesi günü taşınıyorum inşallah. Toplanacak dünya kadar eşya var, neyse ki annem geliyor. Her zamanki gibi, kurtarıcı meleğim benim.
Hayatımın bir döneminde de Residence'de yaşadım diye anlatırım artık torunlarıma... Gerçi biyolojik olarak torun sahibi olma kapasitesi görmüyorum kendimde ama, olsun. Kuzenlerin torunlarının cicianneannesi olsam da bana yeter.
Bu tuttuğum ev, son dakikada bulundu, bütün baktıklarımdan daha güzel ve daha ekonomik oldu, çok da iyi oldu. Ben her akşam, ekimin 15'ine kadar havuza girer miyim? Bence girerim.
Günlerdir, Kaymak'ın yediği koltuğu ne yapacağımı düşünüyordum. Dün akşam, yediği yatak köşesini kamufle etmek için akşamın 10'unda haldır haldır migrosa gittim, havlu çarşaf alırken, battal boy çöp poşeti alıp koltuğu evden öyle çıkarmak çok mantıklı geldi. Son günlerde, çöp konteynerı, siyah poşet etiketli haberler kanımızı dondurdu gerçi... Ev sahibine yakalanma korkusuyla, bir gören olur şüphelenir, benim koltuk deşifre olur korkusuyla, kurbanımı poşetleyip çöpe sabahın köründe indim. Ama benim mini! koltuğum, konteynera sığmadı...
Neyse uzak bir yere atayım dedim ama, bagaja da sığmadı. Arka koltuk çabalarım da sonuçsuz kaldı. Tıslaya tıslaya, yolun karşısındaki boş arsaya yürüdüm. Şu anda, kendisi kaderiyle başbaşa. Umarım ev sahibim, iş dönüşü filan kafasını arsaya doğru çevirip oralara bakmaz...